BİZ NEREYE GİDİYORUZ? - Tanık GazetesiTanık Gazetesi

26 Şubat 2021 - 07:33
Konuk Yazarlar

Selin Sayek Böke, A.Rezzak Oral , Aziz Erbek, Tuğba Terlik

Konuk Yazarlar

BİZ NEREYE GİDİYORUZ?

BİZ NEREYE GİDİYORUZ?
Son Güncelleme :

30 Eylül 2018 - 22:41

 sayfadalogoil

Geçen gün tam 35 yıldır hep bir araya geldiğim, ortaokul arkadaşlarımla yine bir aradaydım. Adana’da şimdi ki adı Gazi daha önce Feritçobanoğlu Ortaokulu son mezunları olmaktan hep gurur duydum. Oradan mezun olan kardeşlerimin çoğu vatana millete hayırlı birer orta yaş aydın bireyler olarak yaşamına devam ediyor.

Ayrıca bekli de bize verilen ön önemli değer Atatürk ve insan sevgisinden kaynaklanan güzellik. Bizi yetiştiren öğretmenlerimize sonsuz teşekkür ederim.

Haliyle hepimiz çorçocuk sahibi yetişkinler olarak günümüzde ki çocuklarımızı konuştuk. Hepsinin ortak noktası eğitimin kalitesizliği ve çevre faktörlerinin gün geçtikçe çocukların üzerindeki olumsuz etkileriydi.

Her zaman ki gibi çıkıntı ben, e.. Hem meslekte çeyrek asrın hem de 25 ve 20 yaşında erkek çocuğu sahibi olma, ukalalığını yapmazsam olmaz….

Onlara şunu söyledim ve her zaman da söylemeye devam edeceğim. Çevre her zaman kötüydü, çoğumuzun anası babası okuma yazma bile bilmezdi. Öğretmenlerimiz ensemize bir tokat indirdiğin de şavkımız kayar yıldızları sayardık.Gerçi o enseye tokat yiyenler genelde oğlan çocukları olurdu o da ayrı bir konu…

Anamız babamız bir bakışıyla sıkıyorsa yerinden kalk, ki hiç dövülmeden büyüdüm. Demek ki dövülmeden büyümekte marifetmiş.

Evet, tatlı bir sınır ve disiplinle büyüdük. Lakin ‘‘arkadaş ol çocuğunla’’ diyen anlamsız bir kavramla çocuklarla el ense olmanın şimdi acısı çekiliyor gibi ve hiç doğru olmadığını hep anlattım. Çünkü çocuğun arkadaşa değil ona rehberlik edecek bir anaya babaya ihtiyacı var ve çocukların zaten yeterince arkadaşları var.

Ve en önemlisi bizler hiçbir sınıf, ırk, mezhep bilmeden sadece duygularımızla arkadaşlık ettik. Kimsenin anasının babasının geliriyle, işiyle gücüyle, sosyal sınıfıyla hiç ilgilenmedik ve hala da öyle.35 yıllık arkadaşlarımın ne sosyo-ekonomik düzeylerini ne etnik kökenlerini bilirim çünkü umurum da değil onlar benim arkadaşlarım menfaatsiz, beklentisiz geçmişlerim hepsi bu…

Birde kaçırdığımız şu oldu, çocuklara özgüven aşılamaya çalışırken edepsizliği ve küstahlığı ayıramadık, kavramları birbirine karıştırırken insana saygıyı bizi yetiştirmeye çalışanlara hürmeti bıraktık.Siz iz bırakırsınız çocuklarınız o ize basarak yoluna devam eder.

O yüzden şu anki çevre faktörlerinin, çocukların olumsuz değişimin, eğitimin kalite düşüklüğünün hükümet politikasından olduğuna kanaat getirirken buna izin veren bizler, azıcık aynaya bakıp bütün yaşananların neresindeyiz ?  diye düşünmeli ve öyle yargıda bulunmalı.

Şimdi, Fatih Sultan Mehmet’in yaşanmış anısıyla sizi baş başa bırakmak istiyorum.

Fatih Sultan Mehmet Han çocukken çok yaramaz bir öğrenciydi. Ders esnasında yaptığı şımarıklıklarla Hocası Akşemseddin’i çileden çıkarırdı. Hocası kendisine kızdığı zaman hemen “Ben Padişahın oğluyum bana bir şey yapamazsın” deyip tehdit ediyordu. Padişaha şikâyet etmeyi edepsizlik sayan Akşemseddin, durumu II. Murat’a anlatamıyordu. Ancak gün geldi artık küçük Mehmet’in yaptığı yaramazlıklar çekilmez hale geldi.

Bunun üzerine destur dileyip II. Murat’ın huzuruna çıktı. “Padişahım size bir hususu arz edeceğim ancak hayâ ediyorum” deyince II. Murat “Buyur çekinmeden anlatabilirsin” dedi. Bu söz Akşemseddin’i rahatlattı ve başladı olayı anlatmaya. Padişahım oğlunuz, ciğerpareniz Mehmet çok yaramaz, onun yaramazlıkları yüzünden ders işleyemiyorum, kendisine kızdığım zamanda hemen sizinle beni tehdit ediyor deyince II. Murat Akşemseddin’in yanına gelerek kulağına bir şeyler fısıldar.

1.Murad’ın kulağına söylediği sözleri duyan Akşemseddin çok şaşırdı. Bu ne plandı, mümkün değildi bu planı uygulamak. Akşemseddin plan konusundaki rahatsızlığını padişaha ilettiyse de Padişah onu dinlemedi ve bu iş olacak dedi.

Ertesi gün yine derste Mehmet yaramazlık yapıyordu. Akşemseddin’in uyarısına aynı tehdit cevabını verdiği sırada Padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi. Bu olay karşısında Akşemseddin hiddetlenerek Padişaha bağırdı ve bir tokat atarak, bu şekilde sınıfa giremeyeceğini izin istemesi gerektiğini söyleyerek derhal dışarı çıkmasını istedi. Padişah mahcup bir şekilde boynunu bükerek özür diledi ve dışarı çıktı.

Olaylar karşısında Fatih Sultan Mehmet’in nutku tutulmuş ne yapacağını şaşırmıştı. Güvendiği babası tokat yemişti. Fatih Sultan Mehmet allak bullak olmuştu. Az sonra kapı vuruldu ve Padişah mahçup bir şekilde içeri özür dileyerek girdi. Plan muhteşem bir şekilde işlemişti. O günden sonra Fatih Sultan Mehmet asla yaramazlık yapmadı. Çünkü güvendiği dağlara kar yağmıştı.

Eğitimin ne olduğunu II. Murat kadar olamasa da; en azından kendi çocuğunu yanlış yollara sürüklemeyecek kadar idrak etmiş anne ve babalara ihtiyaç var. Unutmayalım, Çocuklar şımarık doğmaz; diplomalı,maaşlı ama eğitimsiz ebeveynler tarafından şımartılır…..

Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın, akıl ve beden sağlığınızı korumaya çalışın!

 

 bizeulasin1

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
whatsappl
twittan