BÜYÜK ÜSTAD AKİF MANAF İLE SÖYLEŞİ - Tanık GazetesiTanık Gazetesi

3 Mart 2021 - 21:39
Neval KÜTÜK

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde mezun oldu. Yıldız Teknik Üniversite'sinde Eğitim Bilimleri üzerine yüksek lisans yaptı. Bir süre Sosyoloji ve Felsefe Grubu öğretmenliğinin ardından sağlık sorunları nedeniyle meslekten uzaklaştı, sağlığına yeniden kavuştuğu Yoga’ya yöneldi. Halen Yoga Academy'de Yoga Antrenörlüğü yapıyor.

Neval KÜTÜK

BÜYÜK ÜSTAD AKİF MANAF İLE SÖYLEŞİ

BÜYÜK ÜSTAD AKİF MANAF İLE SÖYLEŞİ
Son Güncelleme :

17 Ekim 2018 - 19:33

 sayfadalogoil

Büyük Üstad Akif Manaf’a sorular soruldu.

Üstadım , dergimizin konusu olan Nirvana’yı sorarak sohbetimize başlamak istiyoruz. Nirvana ne demek?

Nirvana ormansız demektir, burada arzu ve istekler ormana benzetilir, yani bilinci Nirvana Çakra düzeyine çıkan işi artık arzu ve isteklerden özgürdür. Nirvana Çakra maddi bedenin son çıkış noktası olarak ruhi varlığın beden köleliğinden kurtulma kapısıdır.

Ruhi varlık Nirvana Çakra’dan bedeni terk ettiğinde bedenden özgürleşir fakat mutlak özgürlüğe daha ulaşamamıştır. Mutlak özgürlüğe ulaşmak için, ruhi varlığın bedenin dışında enerjisel yapıda bulunan Sahasrara Çakra’dan bedeni terk edip ruhi düzeye varması gerekir.

Bu evren makrokozmos, insan bedeni ise onun bir kopyası olan mikrokozmostur. İnsanın bedenindeki her çakra düzeyi bir bilinç düzeyini gösterir, ruhi varlık evreni terk edip mutlak özgürlüğe ulaşmak istediğinde bedeni en üst bilinç düzeyi olan Sahasrara çakra düzeyinden terk etmelidir, aksi halde ruhi düzeye varamaz.

Nirvana Çakra insan kafasının en tepesinde bulunan bedenin son çıkış kapısıdır, ancak insan yapısı fiziksel olarak bu düzeyde bitse de enerjisel olarak Sahasrara Çakraya kadar devam eder.  Bu yüzden insan bilincini Nirvana Çakraya yükseltip bedeni bu düzeyden terk ettiğinde maddi evrenin dışına çıkar fakat hala ruhi düzeye varmamıştır. Çünkü maddi düzey ile ruhi düzey arasında nedensel düzey dediğimiz bir ara düzey vardır.

İşte Nirvana’ya ulaşıp buradan bedeni terk eden ruhi varlıklar bu nedensel düzeyde takılıp kalırlar. Daha ötesine gidemezler. Eğer insan Nirvana’yı amaçlamış ve tüm eylemlerini bu doğrultuda yapmışsa bu düzeye varabilir ve maddi evreni terk edebilir fakat bu sefer de nedensel düzeyde takılıp kalır.

Nirvana’ya hiçlik diyorlar, bunun nedeni de bu düzeye takılıp kalmaları. Çünkü nedensel  düzey, ne maddi düzeydir ne de ruhi düzey, aradadır. Bir hiçlik gibi gelebilir bu. Bu yanılgıya kapılmamak için Nirvana’yı değil ruh düzeyi hedeflemek ve tüm eylemleri mutlak özgürlük için yapmak gerekir.

Başkanım, Yoginin bedeni bilinçli terk etmek nasıl oluyor?

Bunun için zihnin tek odaklı olması ve topyekün bu konuya odaklanması gerekiyor. Bedeni bilinçli olarak terk edip ruhi düzeye varmak ütopya değil, bunu gerçekleştirebilirsiniz.  Bunun için anahtar; sabırlı ve düzenli uygulama. Öğrenci yılmaz bir kararlılık içinde olunca mutlaka zafere ulaşır. Bunun için Üstadlar Zinciri her zaman yanınıda…

Üstadım, bir sohbetinizde zihnin bir noktaya odaklanıp orada sabitlenemeyeceğini söylediniz. Bunu biraz açar mısınız, yani zihin bir noktaya odaklanamıyorsa tek odaklı zihin nasl oluyor?

Tek odaklı zihin sıra dışı bir şeydir. Bu, zihin ötesi bir durumdur. Zihni incelediğinde özellikle Yoga çalışması sırasında eğer farkındalığını zihne bağlayabilirsen, göreceksin ki zihin durdurulamayan bir akıştır. Yani odaklanmaya çalışıyorsun ve tam da odaklandığın an başka bir düşünce ortaya çıkıyor. O anda kalamıyorsun. Kalamazsın, çünkü zihin bir akıştır.

Nehirde yüzerken bir yerde sabit kalabilir misin? Mümkün değil, nehir seni hemen alıp götürür. İşte zihin de böyledir. O yüzden görüyorsun ki, bir an odaklanıyorsun bir an sonra başka yerdesin. Sonra tekrar odak noktasına geri dönmeye çalışıyorsun ama o ana dönemiyorsun çünkü zihinsel alanda geri dönüş diye bir şey yok. Zihin sürekli akan bir yapıdır.

O yüzden anda kalmak değil anda akmak gerekiyor. Odak noktasında akacaksın. Onu sabitleyemezsin. Zihni tutamazsın, durduramazsın. Zihin akışkan bir yapıdadır. Diğer yandan zihinde donuklaşma olabilir ama bu blokaj belirtisidir. Bu blokajlar orijinal Yoga teknikleriyle çözülür. Böylece zihni daha akışkan yani olması gereken hale getirirsin.

O zaman burada odaklanmak sabitlenmek değil, öyle mi?

Zihnin koşullandığı ve nesnel şekilde çalıştığı için odaklanmayı sabitlenmeyle karıştırıyorsun.  İnsanlarda odaklanıp sabit kalma düşüncesi veya algısı var. İşte bu algıdan özgürleşmek gerekiyor. Çünkü zihinsel alan akıyor. Onun doğası öyle.

Ama bugüne kadar, asırlar boyunca bütün yöntemler ve öğretiler insanlara zihnini durdur demiş. İşte bu en büyük hata, en büyük yanılgı! Zihni durdurmaya çalışırsan zihin seni ezip geçer.  Bir şeye odaklanmak istersin ama zihinsel alanda odak noktasında kalamazsın. Çünkü zihinsel alanın sürekli hareket halinde, senin de bu hareketin içinde yani akışta kalman gerekiyor. Tıpkı bir nehre atlayıp onun akışında kalmak gibi. Pratik olarak odaklanma olayı akışta kalmak, onu kaçırmamaktır.

Üstadım, peki anlattığınız şekilde anda akmayı nasıl gerçekleştirebiliriz?

Farkındalık yükselince şunu görüyorsun, odaklanıyorsun ve bir sonraki an zihin başka yere gidiyor. Çoğu zaman zihin geleceğe doğru akıyor; bir sonraki hareket ne olacak, bir sonraki nefes ne olacak. Bu nefesi bitirmeden sonrakini düşünüyorsun. Bu da bir zihinsel koşullanma. Çünkü eylem yapılmadan önce ilk aşama düşüncedir. Yani daha nefes alışın bitmeden nefesi verişini düşünüyorsun. Bir hareket bitmeden öteki hareketi düşünüyorsun. Bu da senin odaklanmanı bozuyor. Sonra başka düşünceler de geliyor, çalışmadan sonra ne yiyeceğim ne yapacağım vb. Artık orada değilsin. Otomatik olarak bir şeyler yapıyor beden, sen ise başka yerdesin. Akışta değilsin.

Tekâmül yolunda zihnini yeniden programlıyorsun; zihni otomatik çalışmadan çıkarıp tamamen farkındalığa bağlamak. O zaman anda akabilirsin. Nefes alırken nefes vermeyi düşünmeyeceksin. Sadece nefes alacaksın ve o nefesi alırken hareketi yapacaksın. Sonra nefesi verirken diğer hareketi yapmaya başlayacaksın. Bunu başlangıçta yavaş da yapabilirsin anda akmak için. O yüzden diyoruz ki nefesleri yavaşlatın. Kendine zaman tanı. Çünkü eğer hızla hareket edersen o zaman yine o otomatik dinamiğe girersin.

Yani otomatikleşmiş eylemler eğiliminden, alışkanlığından çıkman gerekiyor. Ondan çıkmazsan ötesine geçemezsin. Anda akma potansiyelini harekete geçirmek için bünyene yeni şifreyi girip eski şifreden vazgeçmelisin. Ve böylece vücudun farklı çalışmaya başlayacak. Tüm odağın sadece uyguladığın eylem ise sen akıştasın demektir, nefesle birliktesin ve zihinle birliktesin, hepsi bütünleşti demektir.

Üstadım, odaklanmaya çalışıyoruz fakat normalden daha fazla düşünce ve duygu ortaya çıkıyor, bu neden oluyor?

Şimdi bunu şöyle açıklayabiliriz. Meditasyonun esası oturup sessiz ve eylemsiz kalıp özü dinlemektir. İnsan oturup sessiz bir şekilde odaklanmaya çalışıyor, ama aynı zamanda zihin de kaynamaya başlıyor. Çünkü hareket halindeyken insan daha az düşünür, hareketsizken daha fazla düşünür. Beden hareketsiz oturunca zihin hareketleniyor, insanın daha önce hiç aklına gelmeyen şeyler geliyor. Daha sonra duygular harekete geçiyor, duygu düzeyi kaynamaya başlıyor. Sonuç olarak eylemsiz kalamıyor insan. Yani bedenin hareketsizliğini, zihin daha fazla eylemde bulunarak telafi etmeye çalışıyor.

Meditasyon yapmak için sessiz ve hareketsiz oturduğunda, zihin bedenin hareketsizliğini daha fazla çalışarak telafi etmeye çalışıyor. Bu yüzden sen odaklanmaya çalıştıkça zihin de daha fazla düşünce üretir.

Oysa hareket etmek akıştan çıkmak demektir. Diğer yandan eylemsizlik amaçlanırsa bu da başarılamıyor, çünkü bu zorla olmaz. Kişi eylemsizliğin tadını almalı, verdiği huzuru yaşamalı, ondan zevk almalı. Ama günümüzün insanı bundan çok uzak ve özünü duyamıyor. O yüzden insanlara meditasyonu dayatmak ya da öğretmek boşa çabadır. Çünkü öğretemezsiniz. Bunun yerine sunulan yöntem, eylemsizliğe varmak için eylemlerle akışta olmayı öğrenmek.

Bu yüzden eylemsizliği eylemle dengelemek için farklı yöntemler sunulur. Örneğin duşun altında kalıp üzerine akan suyun farkına varmak. Bu akışta olmanın müthiş bir tekniğidir. O zaman tamamen hareketsiz kalabilirsin. Dışarıda bir eylem var, su üzerinden akıyor, bu,seni eylemsizliğe çeker. Orada tamamen hareketsiz kalmak sana zevk vermeye başlar.

Biz de Himalaya Dağları’nda şelalenin altında meditasyon yapıyorduk. Şelale üzerimizden akıyordu yani dışarıda sürekli bir akış vardı, bu durumda derin meditasyona dalmak çok daha kolay oluyor.

Peki ya dans ÜSTADIM, sürekli dans etmemizi tavsiye ediyorsunuz, bunun anlamı nedir?

Egonun ne olduğunu az çok herkes biliyor, işte bu ego insanın bölünmesine neden oluyor. İnsan parçalanıyor ve aradığı huzuru, coşkuyu ve mutluluğu bulamıyor. Bunlar için insanın bütünlük içinde olması gerekiyor ama ego bunu engeller. İşte insanın kaybettiği bütünlüğü tekrar bulması için anahtar; dans etmektir. Herkesin içinde dans etme isteği var, çünkü dans etmek canlı varlığın ebedi eylemidir. Ama suni, ciddi hayat içinde insan bunu unutuyor. Gözlemleyin herkes müzik duyunca veya herhangi bir ritim duyunca içgüdüsel olarak eliyle ayağıyla veya bir şekilde hareket eder.

Çünkü Varoluş bir danstır ve Mutlak bir dansçıdır. Sen zekanı kullanarak bu dansın içinde yer aldığında varoluşun ritmine girersin ve sonsuz hazzı ve sevgiyi yaşarsın. Çünkü dans etmeye başladığında seni varoluştan ayıran egon erimeye başlar.

Üstadım, bu güzel sohbet için çok teşekkür ederiz..

 bizeulasin1

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
whatsappl
twittan

takipçi satın al instagram takipçi satın al twitter takipçi satın al tiktok takipçi satın al youtube abone satın al facebook takipçi satın al twitch takipçi satın al