CENNETİN ÇOCUKLARI… - Tanık GazetesiTanık Gazetesi

5 Ağustos 2021 - 17:19

Selin Sayek Böke, A.Rezzak Oral , Aziz Erbek, Tuğba Terlik

Konuk Yazarlar

CENNETİN ÇOCUKLARI…

CENNETİN ÇOCUKLARI…
Son Güncelleme :

22 Mart 2018 - 0:25

 olimpiyat

Dün ‘Down Sendromu Farkındalık Günü’ydü…

Bizi fark edin diyen cennetin çocukları ve bu meleklerin anacıklarının babacıklarının yardım ve destek çığlıklarıydı aslın ‘‘Fark edin! Bizde varız…’’

Ben bizden şansız bütün engelli insanları hep cennetin çocukları gibi görürüm.

Çünkü onlar masumdur, duygularıyla yaşarlar ve onlara göre herkes iyi insanlardır.

Ne bilsinler ki, etrafımız insan görünümlü iblislerle dolu!

Hiç down sendromu yaşayan çocuk ya da aile ile yakınlığınız oldu mu?

Benim oldu ve hatta down sendromlu ya da eski bildiğimiz adıyla mongol öğrencim de oldu.

Ve çocukluk arkadaşımın şu anda 27 yaşındaki evladı…

Onlar için yaşam mücadelesi o kadar çetin ki mutsuzum diyerek hayıflandığınız yaşamınızdan utanırsınız…

Diğer engelli çocuklar ve aileler gibi…

İşte zor hayata, yaşama direnen onlar. Gerisi şımarıklık ve hikâye…

Ben mongol öğrenci aldığımda kurumuma ilk tepkiyi aileler vermişti. Çocuklar saftır, iyi yüreklidir ve onlar her farklılığı çabuk benimser, ancak aileler sanki kendi başlarına hiç gelmeyecek gibi davranırlar. Allah’la anlaşmaları var ya!

Mongollu öğrencim için çok öğrenci ailesi bizi zamanında bırakıp gitmişti.

‘‘Ya bu çocuk ya biz’’ dediklerinde buyurun yol burası ‘‘sizin çocuğunuz her yere sığar ancak onlar sığamaz’’ derdim. İyi ki de demişim. Bir çocuğun en azından ortama uyacak şekilde yetişmesinden büyük ne keyif olabilir.

Ve arkadaşımın evladı öyle uğraştılar ki yaşatmak için, o zaman gencecik olan anneanne sırf torununun bakımı adına, en sevdiği mesleği öğretmenlikten erken emekliliğini istemişti, bakımları zor eğitimleri masraflı olan bu çocuklar aslında her yerdeler lakin aileler hep onları gizlemek zorunda kaldı.

Neden mi? İnsanların bakışları, meraklı soruları ya da çocuklardan korkmaları engelli bireylere açık ceza evi yaşattılar.

Evet, bu dönemler de insanlar daha bilinçlendi ve daha hoş görülüler ancak yeterli değil ve yetmiyor…

Toplumun arasına karışabilecekleri hiçbir yaşam alanı olmayan bu çocuklar bizim evlatlarımız!

Belki bilirsiniz downlu çocuklar çok şirin ve hep gülen yüzlüdürler çünkü onlar hep mutlu kalacaklar….

Mutlu, saf ve hep çocuk kalmak…

Kulağa hoş geliyor…

Ya aile işte, aile için zor bir hayat. Arkadaşımın downlu çocuğundan sonra iki sağlıklı evlat daha dünyaya getirdiğin de ‘‘sen ne yapıyorsun’’ diye kızmıştım.

Çünkü o kadar çok ailece yorulmuş ve tükenmişlerdi ki arkadaşınızın o halini görünce çok da detaylı düşünmüyorsunuz.

Bana şunu demişti; ‘‘Bak Seray, ben, annem ya da babası bir gün öleceğiz ve bu çocuğu kime emanet edebiliriz. En azından iki sağlıklı kardeşi olduğunda yük ikiye bölünecek.’’ Evet, ben bunu hiç hesaplamamıştım. Maalesef Ülkem de çok az sayıda bu tür çocuklara bakılacak merkezler var, o da yer bulabilirseniz ve gerçekten ilgilendiklerine emin olabilirseniz.

Yazık ki, bu merkezlerin hala az oluşu büyük sıkıntı.

Ve bir annenin dileği, ‘‘Allah’tan tek dileğim çocuğum benden önce ölsün!’’ ne korkunç bir dilek değil mi?

 

Korkunç görünen bu dilek çocuğuna gözü gibi bakan, ‘‘keşke ölseydi’’ diyenlere öfkelenen bir annenin korkunç kaygıları…

Biliyor ki, kardeşleri olsa da çocuğuna onun kadar iyi bakamazlar ve evladının rezil olmasına razı gelmediği için acısını çekmeye razı bir anne…

Bütün engelli annelerinden bu sözü duyarsınız….

Ne acı değil mi?

Bir kromozomun fazlalığı tüm ailenin yaşamını ne çok değiştiriyor.46 kromozomun olması gerekirken 47 kromozom…

Biliyorsunuzdur genetik bir geçiş olduğu için tedavi edilebilen ya da edilmesi gereken bir hastalık değildir…

Sarışın ya da esmer doğmak ya da kız, erkek cinsiyetine sahip olmak gibi…

Değiştiremezsiniz…

Düzeltemezsinizi..

Onlar da sağlıklı dediğimiz bireylerin duygularını olduğu gibi yaşarlar sadece mongol olmalarından dolayı zihinsel ve fiziksel gelişim geriliği gösterirler.

Zihinsel engelli olmak duygusal engelli olmak demek değildir. Down sendromlu bebekler her şeyden önce bebeklerdir. Beslenme, temizlenme, sevilme ihtiyacı duyan, acıkınca, sıkılınca ağlayan, kızan, küsen, gülen, geceleri sizi uyutmayan bebekler. Down sendromlu gençler de cinsel kimlikleri bulunan, ergenlik bunalımı yaşayan, âşık olan, kalbi kırılan, kardeşi ile kavga eden, kapıları vurup bangır bangır müzik dinleyen, gülen, dans eden gençlerdir. Bizler gibi onlar da tüm duyguları yaşarlar.

Yani anlayacağınız yüzlerindeki doğuştan gelen gülümsemeye kanıp hep mutlu olduklarını zannetmeyin!

Fakat bizim gibi iblis olmayacaklar…

Hep sevimli, saf ve çocuk kalacaklar. Eğer hala mongol bir bireyle konuşup sohbet etmediyseniz… Hayatı öğrenebileceğiniz ve ders çıkarabileceğiniz çok şey kaçırmış olursunuz…

Neden onlara ‘‘Cennetin Çocukları’’ dediğimi anladınız mı?

Onlar ölene kadar asla günahkâr olmayacaklar!

Evet, artık downlu çocukları ve bütün engelli çocukları fark edin, fark etmekle beraber onlara yaşam alanı verin tabii bu yazdıklarım daha çok yerel yönetimin ilgilenmesi gereken konular.

Bizlere düşen onları ve ailelerini dışlamadan, acımadan aramıza almamız….

Unutmayalım, hiç bir şeyin garantisi yoktur, bir gün bir bakmışız ki o burun kıvırdığımız engelli bireylerden bir olu vermişiz!

Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın, akıl sağlığınızı korumaya çalışın!

 

 

 

 bizeulasin1

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
whatsappl  boslukicin  chpemek
twittan  boslukicin facetan

escort girls in dubai escort bayan berlin seks hikaye sex hikayeleri porn