Üniversiteli seks hikayeleri - Cepten sikiş - Ataşehir escort

FUTBOLLA UYUŞMA, OKU VE CUMHURİYETE SAHİP ÇIK! - Tanık Gazetesi I Hayata, Olaylara TanıkTanık Gazetesi I Hayata, Olaylara Tanık

27 Ekim 2020 - 11:26
Utku SAĞILIR

Gazeteci Utku Sağılır Öğrendikçe bilgisizliğinin farkına varmaktan keyif alan bir garip...

Utku SAĞILIR

FUTBOLLA UYUŞMA, OKU VE CUMHURİYETE SAHİP ÇIK!

FUTBOLLA UYUŞMA, OKU VE CUMHURİYETE SAHİP ÇIK!
Son Güncelleme :

17 Haziran 2019 - 11:17

maske1

Şaşkının biri Fransa’yı 2-0 yenen milli takımda neden Galatasaraylı bir oyuncu yoktu diye soruyor. Galatasaray’ın bu yıl çok sayıda maça 11 yabancı oyuncuyla çıktığını, oyuncu değişikliklerini de yabancılar arasından kullandığını sanırım unutmuş bu arkadaş.

Diğer takımlarımızın da, Fenerbahçe’sinin de, Beşiktaş’ının da ligde aynı kadro yapılarıyla mücadele ettiğini bilmiyor olsa gerek.

Futbolun içine şiddet ve iddia gibi istismara açık eylemler girdiğinden bu yana, çok yakın değilim bu camiaya. Ve fakat bir türlü de tam olarak kopamıyorum, çünkü çocukluğumuzdan bu yana mayamıza işlemiş futbol.

Oğlumla birlikte Türkiye-Fransa maçını seyretmek üzere plan yaptık ve cumartesi günü maç saati geldiğinde televizyonun karşısındaki yerimizi aldık. Karşılaşmadan büyük keyif aldım.Dünya üçüncüsü olduğumuz şampiyonadan ve Almanya ile yarı final oynadığımız Avrupa Şampiyonasından bu yana gördüğüm en iyi futbol milli takımıydı. Yalnız oyuncularımızın bir çoğu lejyonerlerden oluşuyordu. Üstelik gençlerimizin çoğu, başka ülkelerin, çoğunlukla da Almanya’nın altyasından yetişen futbolculardı.

Bir gerçek var ki; şahsen benim çok canımı yakıyor. Almanya, kendi bünyesinde yaşayan 3 milyon Türk arasından, bizim 80 milyonluk ülkemizden çıkaramadığımız kadar futol yıldızı yetiştiriyor.

Şenol Hoca sanırım yi bir antröner ve kolay kolay bir araya gelmeyecek bir kadro yapısıyla buluşunca, büyük ihtimalle Avrupa Şampiyonası’na gidilecek bir kulvara girilmesini sağladı.

Önce Avrupa Şampiyonası’na, sonra da Dünya Kupası’na gitsek ve oralarda başarı kazansak bile, tüm bunlar ülkemizde spor altyapısının çok kötü olduğu gerçeğini değiştirmeyecek. Hala atletizmde yokuz ve devşirme sporcularla geçici başarılar kazanılıyor. Üstelik bunlar öyle bir lanse ediliyor ki, bilmeyen, ülkede müthiş sporcular yetiştiren harika altyapı okulları, bilimsel spor eğitiminin verildiği akademiler var zanneder.  Öyle bir şey yok elbette. Doping skandallarının ayıbını henüz silemedik. Ata sporumuz güreşte bile yeterince iyi sonuçlar alamıyoruz. Olimpik dalların tamamına yakınında rezalet bir durdumdayız. Sporla amatör olarak uğraşan insanlarımızın sayısı da, modern ülkelerdekilere oranla yok hükmünde. Sağlık için sporu dahi küçük bir kesim yapıyor.

Hala okullarda beden dersleri boş ders muamelesi görüyor ve öğrenciler beton zeminlerde iki saat kendi kendilerine koşturup duruyor. Çoğu öğrenci için de beden dersi, ders stresinden kurtulmaya yarayan bir boşluk.

Yoksul kesim için çocukların eğitim ve diğer masfarlarına, spor aktiviteleriyle ilgili ekstra ödeme eklemek zaten hiç kolay değil.

Türk Milli Futbol Takımı’nın Fransa galibiyetine elbette sevindik ancak bu başarı ülkemizdeki genel spor eğitimine dair büyük sorunları ve sporcu yetiştirme beceriksizliğimizi ört bas edemez. Kendimizi kandırmayalım…

Yazıya başlarken spor ağırlıklı bir makale olmasını istemiyordum fakat gidiş farklı gelişti. Kötü de olmadı ancak son bölümde ülke olarak merakla beklediğimiz 23 Haziran İstanbul seçimine de değinip, spor yazısındakine benzer bir çıkarım yapabiliriz.

İmamoğlu’nun kazanmasına elbette sevineceğiz ama ülke olarak, çağdaş-laik geleceğe yürekten bağlı insanlar olarak önümüze çok daha büyük hedefler koymak zorundayız.

Bir kere toplumumuzun aydınlanması için okuma seferberliği başlatmalıyız. Köy Enstitüleri ruhuyla, insanımızın aydınlanması, düşünen ve gerektiğinde harekete geçen bir topluma dönüşmesi için eğitim sistemimizi yeniden kurgulamalıyız. Bu yapıyla yarın başka cemaatler, başka dini-siyasi oluşumlar insanımızın aklını çelecek ve Cumhuriyet kazanımları periyodik olarak tehlikeye girecek. Mevcut genel kültür seviyemizi yukarıya çekmeden, insanımızın fikir üretme, mukayese yapma ve söyleneni kabul etmek yerine, kendi düşüncesini üretme yolunda ilerlemesini sağlayacak yapılanmayı gerçekleştirmeden, geleceğe emin adımlarla yürümek ve Cumhuriyeti korumak mümkün olmayacak.

Cumhuriyetin ilk yıllarında hayata geçirilen okuma yazma seferberliği gibi, günümüzde de okuma seferberliği gerçekleşmeli ve elbette dogma külliyat değil, bilimsel, felsefi ve çağdaş dünyanın okuduğu kitapların yeni nesille buluşturulması gereki.

Yoksa motorları mavliklere değil,  olsa olsa kör kuyulara sürebiliriz. Cumhuriyeti, çağdaş bir geleceği ve köklü demokrasiyi önemsiyorsak, yeni bir seferberliğe ihtiyaç var. O da şüphesiz okuma seferberliğidir.

 

baspedala799 siteduy

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
twittan facetan
tabletilan