HADİ! CANIM GERÇEKTEN Mİ? - Tanık GazetesiTanık Gazetesi

3 Ağustos 2021 - 00:03

Selin Sayek Böke, A.Rezzak Oral , Aziz Erbek, Tuğba Terlik

Konuk Yazarlar

HADİ! CANIM GERÇEKTEN Mİ?

HADİ! CANIM GERÇEKTEN Mİ?
Son Güncelleme :

03 Nisan 2018 - 12:53

 olimpiyat

“Sen, benim hiçbir şeyim değilsin!”

“Ben bu halimden çok mutluyum!”

“Sana ne , benden!”

“Kimse hayatıma müdahale edemez!”

Gibi…

Gibi…

Sözleri karşınızdaki kişiden çok duyarsınız, bu kişiler kim mi? Mutsuzluktan mutlu olmaya çalışan ve depresyon lüksünü yaşayabilen insanlar…

Öfkelerini, içlerinde yaşadıkları fırtınaları, haksızlıkları konuşma yerine çevrelerindeki en yakınlarının canlarını yakarak çıkarmaya ve bulundukları ruh halinden kurtulmamak için çabalamaya çalışırlar.

Çünkü gerçek onlara daha da acı verir…

Eğer evlat sahibi ve bir ebeveynseniz ilk başta yazdığım gibi depresyona girme gibi lüksümüz olamaz. Çünkü büyütmekle yükümlü olduğumuz evlatlarımız var ve biz onlara doğmak isteyip istemediklerini sormadık, yani  ‘‘benim keyfim böyle istiyor ‘’ diyemeyiz. Hele kız çocuğunuz var ise güçlü bir baba, oğlunuz var ise güçlü bir anne görmek ister evlatlarımız.

Depresif bir yapıya sahip olan ve bunu alışkanlık haline getiren ebeveynler şunu unutmamalıdır. Eşinizin, dostunuzun, arkadaşınızın hatta ailenizin bir gün sabrı tükenir ve çeker gider ancak evlatlarınız size bunu asla yapmaz ya da kendi hayatlarını kurana kadar hep yanınızda olur ancak onların gözünde aciz, sorunlarını çözemeyen, her an öfkelenen, geçimsiz, huysuz ebeveyn olursunuz.

Saygı duymasını umduğunuz evladınız bir süre sonra size sade acır…

Böyle bir ebeveyn olmak istemezsiniz değil mi?

Ayrıca toplum olarak her an çıldıracağımız olayları yaşarken…

Açlık sınırının çok altında aylıkla geçinmeye çalışırken, her gün çaresiz bir şekilde şehit haberlerini dinlerken, ileriye gitmemiz gerekirken hızla gelişmemiş ülkelerin sıralamasına girerken, fuhuşun alenen yapılmasına göz yumarken, tecavüzlerin artık kadın, bebe, hayvan demeden hızla yayılmasına göz yumarken, basının tek elde toplanmasına şaşkınlıkla bakarken, askerin- polisin- öğretmenin-doktorun toplum önünde itibarının yerle yeksan oluşunu izlerken, adalete şüpheyle bakarken, küçük esnafın yok olmasını seyrederken, eğitimin harap olduğunu haremlik-selamlık yaklaşımların önüne geçemezken, memleketin susturulması ve iki laf edenin böcek gibi kafalarının ezilmesine ortak olurken yarın ne ile karşılaşılacağını bilemezken, biz ebeveynlerin kendimizce önemli ancak hayati önemi olmayan meseleler için depresyona  girip evlatlarımıza, sevdiklerimize daha da acı çektirmek gibi lüksümüz yok!

Bizler ebeveyn olarak sağlam, güçlü durmalıyız ki, bu kadar kötü bir gelecek sunduğumuz evlatlarımız hepten çaresiz kalmasın…

Çocuklara;  hayatı, zorluklarla nasıl başa çıkılması gerekeni, sevgiyi, saygıyı, hayatla barışık olmayı, küskünlüğün doğru olmadığını yani bütün değerlerimizi öğreten bizleriz.

Evet, hayat zor, insanlar acımasız, çoğu zaman bizlerin doğru dediği, inandığı gerçeklerin herkes tarafından böyle olmadığını ya da bizimle arkadaş olmak etimizden sütümüzden yaralanma adına doğruyu oynayıp bir gün işleri bittiğin de ayak oyunu yaptıklarını görmek çok acı…

Ama hayat bu!

Bizler yaşadığımız bunca sorun içinde depresyona girerek bizimle yaşayan ya da bize inanan insanlara haksızlık yapmamalıyız. Güç kişinin maddi durumu değildir, gerçek güç manevi olarak kendini kanıtlayan ona inanan insanları hayal kırıklığına uğratmayan her sıkıntıya rağmen kendini kapatmak yerine yeni çıkış noktaları bulabilen en azından bu konuda çaba harcaya bilendir.

Artık silkinip kendimize gelmemiz gerekir. Çürümeye yüz tutmuş bir toplumda bir de problemli ebeveynlerin, problemli çocukları bu ülkeyi hızla bataklığa sürüklemenin ilk kıvılcımlarıdır. Domino taşlarının dizilimin de nasıl ki ilk minik taşa vurulmasıyla birlikte en son en büyük domino taşının devrilmesi gibi , eğer ebeveynler kendini toparlayamazsak evlatları semptoma, semptom da etkileşimle diğer elemanlara etki ederek çürümüş bir toplumu oluşturur ve en nihayetinde en büyük domino taşı gibi ülkeyi yerle bir eder…

Anlayacağınız ülkemiz de depresyona girmek kadar kolay bir olay yok, önemli olan bunca olumsuzluğa rağmen bizi sevenleri, evlatlarımızı ve ülkemizi düşünerek kendimizi toparlamalıyız. Yoksa benim, sizin her gün aklı acıyacak ve acımaya devam edecek. Şimdi akıl acır mı? Diye düşünenler olacaktır.

Bu bilmeyen ve okuduğunuzda bir daha sizi düşünceye sevk edecek çok sevdiğim anekdotu da sizlerle paylaşmak isterim.

“Bir bilim adamı sabah kalkıyor akşam yatıyor durmadan “aklım acıyor” diye söylenip duruyormuş.

Sürekli yanında olan öğrencisi de çekindiği için soramıyor muş o da ” akıl nasıl acır ki?” diye düşünüp araştırma yapıyormuş lakin cevabı bulamamış ve bir cesaretle bilim adamına sormaya karar vermiş,

-“Hocam akıl nasıl acır?

Hocası gülümsemiş,

-” Bak ben her gün Güneş’in doğduğunu görüyorum ama biliyorum ki, bir gün doğmayacak. İnsanlar bir sürü problem yaşıyor ve onları değiştiremiyorum. Onları düzeltemeyip gerçekleri bilmek aklımı acıtıyor” demiş.”

Ne çok bilgi sahibi olursanız o kadar aklınız acır ve sorgularsınız. Ancak beraber yaşadığımız ya da bizi seven, inanan, güvenen insanları hiçbir şekilde üzmeye hakkımız yok.

Israrla var! Diyor ve bunun adını özgürlük koyuyorsanız. Size sadece diyeceğim o treni çoktan kaçırdınız!

Neden mi?

Önce dünyaya getirmeye vesile olduğunuz evlatlarınıza sorumlusunuz da ondan…

Onlara hiç birimiz sormadı, “bizim evladımız olur musun?” Diye…

Sağlıklı ebeveyn sağlıklı çocuklara sağlıklı çocuklar da sağlıklı topluma neden olur. Yani bizler sadece ebeveyn değiliz bizler bir topluma şekil veren domino taşlarıyız…

Unutmayın mutsuzluğu seçmek, depresyona girmek en kolayıdır bizlerin kolayı seçme lüksümüz olmaz olamaz, o yüzden mutluluğu seçelim ve zor hayatımızı daha fazla aklımızı acıtarak yaşamayalım ne dersiniz?

Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın, akıl sağlığınızı korumaya çalışın!

 

 bizeulasin1

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
whatsappl  boslukicin  chpemek
twittan  boslukicin facetan