HER MAHALLEYE HER İŞ YERİNE KREŞ! - Tanık GazetesiTanık Gazetesi

8 Mayıs 2021 - 13:13

HER MAHALLEYE HER İŞ YERİNE KREŞ!

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Adana Şube Başkanı Muzaffer Yüksel, her mahalleye her iş yerine kreş yapılması gerektiğini, kreşin milyonların talebi olduğunu söyledi.

HER MAHALLEYE HER İŞ YERİNE KREŞ!
Son Güncelleme :

26 Mayıs 2018 - 20:45

16 yıllık iktidarı boyunca AKP Hükümetlerinin emekçilerin yıllardır dile getirdiği temel sorunlar ve talepleri karşısında üç maymunu oynadığını, boş vaatlerle bu talepleri geçiştirmeyi tercih ettiğini, bunlardan birisinin de milyonlarca çalışanın mağdur edildiği kreş talebi olduğunu vurgulayan SES Adana Şube Başkanı Muzaffer Yüksel, bu konudaki açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Geçtiğimiz yıl taraflarca büyük kazanımların müjdesi olarak sunulan Toplu İş Sözleşmesi’nde yandaş konfederasyon ile imzalanan mutabakatın 41. maddesinde; ‘kamu kurumlarında olanaklar dahilinde kreş açılmalı’ denilerek havada bırakılan bir tartışma başlatılmıştır.. Benzer şekilde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı (ASPB) Fatma Betül Sayan Kaya 1 yıl önce yaptığı açıklamada “Tüm kamu ve kuruluşlarda kreşlerin açılmasının takipçisi olacaklarını” belirtmiş; ancak o günden bugüne hiçbir adım atılmamıştır..

Türkiye’de Kreş ve Diğer Çocuk bakım olanakları son derece sınırlıdır. Ücretler Yükseliyor, Nitelik Düşüyor, Dinselleştirme Yaygınlaşıyor:

Türkiye’de 0-6 yaş döneminde bulunan çocukların % 86,7’sine anneleri bakmaktadır. İş gücü piyasasına hiç girememiş ya da çocuk olduktan sonra ayrılmış kadınlar sosyal hizmetlerin ucuz ikamesi olarak değerlendirilmektedir.

Milli Eğitin Bakanlığı’na (MEB) bağlı gündüz bakım evleri ve anaokulları sayısı 28.891 (MEB 2017) buradan yararlanan çocuk sayısı 1.315.854’tür. 3-5 yaş arasında MEB’e bağlı kurumlarda okul öncesi eğitim alan çocukların toplam içerisinde oranı %35 olduğu düşünüldüğünde; 3-6 yaş aralığında yaklaşık 4 milyon çocuk okul öncesi eğitim almamaktadır. Sağlık bakanlığın da farklı değil sağlık emekçilerinin en büyük sorunlarından başta geleni kreş dir kreş sayısı oldukça az ve ücretleri yüksek sağlık bakanlığı iş yerleri diğer kamu iş yerlerine göre( kamu ve eğitim ve üniversite hastaneleri vs ) toplu işyerleri ve 24 saat 7 gün çalışmakta ve nöbet tutulan iş yerleridir buralar da 24 saat 7 gün açık 0-6 yaş ücretsiz nitelikli kreşler olmalıdır Yen açılan modern şehir hastanelerin de de yatırımlar insana değil inşaata yapıldığı için bu modernliğin için de kreşler yoktur Aynı modernlikte 0-6 yaş tam donanımlı ücretsiz kreşler açılmalıdır

ASPB’na bağlı kreşlerde ise durum daha vahimdir. Her bin çocuktan sadece ikisi 0-3 yaş arasında kreşe gitmektedir. Var olan kreşlerin %47’si İstanbul, İzmir ve Ankara’da bulunmaktadır.

4857 sayılı İş Yasası kadın işçilerin çocukları için kreş açılmasını öngören cinsiyetçi ve gerçeklikten uzak bir düzenlemedir. Türkiye’de 150 ve üzeri kadın çalışan sayısına sahip

işyerlerinin son derece sınırlı olduğu düşünülürse bu yasanın bir ihtiyaca yanıt olmaktan çok göstermelik olduğu anlaşılmaktadır.

Hükümetin izlediği neo-liberal iktisadi politikalar nedeniyle, kamu kurumları ve yerel yönetimlere ait kreşler kapatılmakta ya da hızla özel sektöre devredilmekte ve ücretleri sürekli arttırılmaktadır. Özel sektöre ait kreşler ise piyasa koşullarına terk edilmiş bir işletme gibi ele alınmaktadır. Çocuk bakım hizmetlerinin niteliği düşük ama ücretler son derece yüksektir. Ortalama kreş ücretleri 1.000 TL civarındayken MEB’e bağlı anaokullarında beslenme, etkinlik ve servis giderleri yoksullaştırılan milyonların bütçesini zorlamaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanun’un 191. Maddesinde “Devlet Memurları için lüzum ve ihtiyaç görülen yerlerde çocuk bakımevi ve sosyal tesisler kurulabilir” denilmektedir. Buna rağmen, maliyet politikasıyla kreşler sosyal tesis kapsamına alınıp ödenek ayrılması yasaklanmıştır.

2004 yılında 419 olan kamu kreşi sayısı 2016 yılı itibariyle 56 ya gerilemiştir. Konfederasyonumuz KESK’ in bilgi edinme hakkı çerçevesinde yaptığı başvurulara rağmen kamu kreşleri sayısının güncel bilgisi açıklanmamaktadır.

2017 yılından başlatılan ve özel kreşlere 5 yıl boyunca vergi muafiyeti sağlayan düzenleme ile kamusal bir hak olan kreş hizmeti tümüyle özel sektöre devredilmek istenmektedir. Kreşler de yeterli eğitim verilmemekte kreşe gitme şansı bulan çocuklara bebelere eğitim verecek donanım da kadrolar yerleştirilmemiş ucuz ücretle çalışan taşeronlar çalıştırılmakta çocuk eğitimcisi çocuk psikoloğu vs yoktur ve Kreşlerde verilen eğitime olan güven dinselleştirme politikalarının erken çocukluk çağına indirgenmesi sonucunda gittikçe azalmaktadır. Soyutla somutun farkını anlamayan çocuklara din eğitimi verilmektedir. MEB tarafından imzalanan protokollerle kreş çağındaki çocukların dini eğitim alması sağlanmaktadır. Ayrıca Diyanetin başlattığı dini eğitim projesi kapsamında 4-6 yaş çocuklara yönelik başlatılan Kuran kurslarında yüz bine yakın çocuk eğitim almaktadır. Bu durumun ileride yaratacağı travmalar çok büyük olacaktır.

Yasalar Ve Hükümet Politikaları Çocuk Bakımını Cinsiyetçi Bakış Açısıyla Ele Almaktadır:

Uluslararası anlaşmalara rağmen ebeveynlerin ortak sorumluluğu göz ardı edilmektedir. Hükümet bir yandan doğum oranlarını yükseltmek için kadınların bedenleri üzerinde tahakküm kurmak istiyor, diğer taraftan doğan çocukların bakımı noktasında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiyor. Kadınlara esnek, yarı zamanlı, kısmi süreli, ev eksenli gibi son derece güvencesiz istihdam biçimleri dışında seçenek bırakılmıyor. Kadınlara en az üç çocuk baskısı yapılırken; çocukların bakımı noktasında politika üretilmemesi kurnazlık değil de nedir?

Bu durumu kesinlikle kabul etmiyoruz. Çocukların doğumdan itibaren bakımı ve eğitimi için başta ebeveynler olmak üzere sosyal devletin tüm kurumlarının ortak sorumluluk

alması gerekmektedir. Buna uygun politikalar üretmek hükümetin görevidir. Çocuk bakımı kamusal kreşlerde ücretsiz olarak sağlanırsa uzun dönemde ekonomik ve toplumsal getirisi çok daha fazla olacaktır. Hem kadınlar çalışma yaşamına daha rahat katılacak, hem çalışan kadınlar daha üretken olacak hem de kreş eğitimi alan çocuklar daha donanımlı büyüyecektir.

Doğum izinleri toplamda sadece 16 haftadır. Sağlık Bakanlığı en az 6 ay sadece anne sütü verilmeli demekte ancak doğum izninin tamamı doğumdan sonra kullanılsa bile anne ile yeni doğan bebeğin bir arada kalma süresi 4 aydır. KESK olarak uluslararası anlaşmalara uygun olarak bu sürenin uzatılmasını ve dönüşümsüz ebeveyn izni uygulamasına geçilmesini talep ediyoruz.

Tüm bu sorunlar ışığında KESK olarak; geçmişten bugüne kamusal bir hak olan, aynı zamanda yıllardır temel toplu sözleşme başlıklarımızdan olan kreş talebimizin takipçisi olduğumuzu ve çocuk bakımının hem erkeklerin hem de kadınların eşit olarak sorumluluk almasıyla çözüleceğini bir kez daha belirtmek istiyoruz.

‘Kreş Ebeveyn Ve Çocuk Hakkıdır. Her İş Yerine Kreş” açlıkla terbiye edilmek istenen milyonların temel taleplerinden biridir.

Sosyal devletin bir yükümlülüğü olarak iş yerlerimizde kreşlerin açılması yerel belediyelerce her mahalle de kreş açılması demokratik, nitelikli ve ücretsiz hizmetin verilmesi çocuk bakım sorununa kamusal bir çözüm bulunması anlamına gelmektedir. Bu yolla ebeveynler ortak sorumluluk alacak; çocuklar özgür ve demokratik bir toplumda büyüyecektir. . Her iş yerine ve her mahalleye çocuklarımız için KREŞ olması için KESK ve özel de SES olarak takipçi olacağız. “

 

 bizeulasin1

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
whatsappl  chpemek
twittan facetan