“Kaybolan Adalet; Roboski Katliamı” - Tanık GazetesiTanık Gazetesi

21 Ocak 2021 - 18:09
Mengücek Gazi ÇITIRIK

Adana Barosu eski Başkanı

Mengücek Gazi ÇITIRIK

“Kaybolan Adalet; Roboski Katliamı”

“Kaybolan Adalet; Roboski Katliamı”
Son Güncelleme :

28 Aralık 2020 - 11:45

 sayfadalogoil

Dağların kuytuluk bir boğazında

Vakitlerden bir sabah namazında

Yatarım

Kanlı, upuzun…

 

Vurulmuşum

Düşüm, gecelerden kara

Bir hayra yoranım çıkmaz

Canım alırlar ecelsiz

Sığdıramam kitaplara

Şifre buyurmuş bir paşa

Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız

 

Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz

Rivayet sanılır belki

Gül memeler değil

Domdom kurşunu

Paramparça ağzımdaki…

 

4.

Ölüm buyruğunu uyguladılar,

Mavi dağ dumanını

ve uyur-uyanık seher yelini

Kanlara buladılar.

Sonra oracıkta tüfek çattılar

Koynumuzu usul-usul yoklayıp

Aradılar.

Didik-didik ettiler

Kirmanşah dokuması al kuşağımı

Tespihimi, tabakamı alıp gittiler

Hepsi de armağandı Acemelinden…

 

Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız

Karşıyaka köyleri, obalarıyla

Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,

Komşuyuz yaka yakaya

Birbirine karışır tavuklarımız

Bilmezlikten değil,

Fıkaralıktan

Pasaporta ısınmamış içimiz

Budur katlimize sebep suçumuz,

Gayrı eşkiyaya çıkar adımız

Kaçakçıya

Soyguncuya

Hayına…

 

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz

Rivayet sanılır belki

Gül memeler değil

Domdom kurşunu

Paramparça ağzımdaki…

***

Bundan 77 yıl önce…. Temmuz 1943. Van İli , Özalp İlçesi. İran- Türkiye sınırında yaşanan hayvan çalma, çapulculuk olaylarının, Özalp Kaymakamının kollamaları ve beslediği çetenin yaşattığı olaylar üzerine yaşananlar ve gelişmeler. Kaymakam ve çetesinin aleyhine dönünce, yaşananlar Genelkurmay’a “ Rus askerlerinin Özalp’a kadar “ geldiği şeklinde yansıtılması üzerine, bölgeye 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Mustafa Muğlalı gelecektir.

Sıfatını kullanan ve bölgenin vali, kaymakamlarıyla görüşmeler yapan Muğlalı, 32 kişinin yakalattırılması sonucunda bu kişileri, Hudut Tabur Komutanına teslim eder ve “İcabına bakar temizlersin” emrini verecektir.

Daha sonra bu kişiler, Kukur Deresinde elleri, kolları bağlandıktan sonra üzerlerine silahlarla yapılan ateş sonucunda katledilmişlerdir.

Yaşananlara, gerçeğe aykırı şekilde düzenlenen raporda ise ; Türkiye -İran sınırındaki gizli geçit ve yollarını göstermek üzere 32 kişinin sınıra sevk olunduklarını ancak bu sırada karşı tarafa kaçmaya teşebbüs ettiklerini, bunda başarıya ulaşamayan 32 kişinin iki ateş arasında kaldıkları ve tamamen imha edildikleri yazılacaktır.

Sonrasında yaşananlar, bugünkü cezasızlık politikalarıyla aynıdır. Yani zihniyet değişmemiştir. Olayın örtbas edilmesi için her şey yapılmıştır.

***

Açılan soruşturmalar, görevsizlik kararları, kimi kamu yöneticileri için verilen zamanaşımı kararları, derken Muğlalı hakkında verilen önce idam, sonra yaş nedeniyle 20 yıl hapse çevrilmesi, derken akli meleke yetersizliğiyle tahliye ve kısa bir süre sonra Muğlalı’nın ölümü. Ahmed Arif ‘in 33 Kurşun şiirine konu olan, işte bu yaşananlardır.

Bakalım Temmuz 1943’den, 68 yıl sonra ne yaşandı? Zihniyette ve uygulamada değişiklik var mıydı?

Ülke tarihimize baktığımızda kanın, gözyaşının, acıların, hüznün hakim olduğunu, toplumsal barış ve huzurun derin yaralar aldığını gözlemlemekteyiz.

Yine kurallarıyla işleyen demokratik yönetim kurulamadığından, örfi idare, sıkıyönetim, olağanüstü hal, darbeler, ara rejimler, başarısız darbe girişimleriyle geçen uzun yıllar ve hepsinin bıraktığı ağır koşullar.

Bunları yaşayan bir ülkenin demokratik hukuk devleti, açıklık -şeffaf yönetim anlayışı, standartları ve uygulaması yükselmiş temel hak ve özgürlükler, örgütlü toplumun istenen düzeye gelemediğini de üzülerek gözlemliyoruz.

***

Evet , 68 yıl sonraya bakarsak. 28 Aralık 2011’de ABD yapımı insansız hava araçlarının verdiği istihbarat raporuna göre, Haftanin Deresi Vadisinde bir grubun  Irak’tan Türkiye’ye hareket halinde olduğuna dair görüntülerin elde edilmesi sonrasında , grubu terörist olarak nitelendiren askeri yetkililer hava harekatı yapılmasına karar verdiler.

Başkaca bir veri olmaksızın, diğer olasılıklar değerlendirilmeksizin sadece görüntülerle böyle bir karar verilmemeliydi. Çünkü görüntüler tek başına kimlik tesbiti için yeterli değildi. Ancak hava operasyonuna izin verildi.

Saat 21.43 ile 22.24 arasında dört bomba, bu grubun üzerine atıldı.

Ölenlerin, katledilenlerin on dokuzu, on sekiz yaşından küçüktü. 34 insanımız göz göre göre katledilmişlerdi. Bu insanlar geçimlerini, mazot ve gıda maddeleri üzerinden sınır ticaretiyle sağlıyorlardı ve sınırdaki karakolun bilgisi dahilinde bu işler yapılıyordu.

Katliamın ardından saatlerce yardım gitmemiş, ölenlerin bedenleri yanık ve parçalanmış durumda olduğu, ailelerin kendi olanaklarıyla yani katırlar üzerinde cenazeleri battaniyeye sararak taşıdıkları da unutulmamalıdır.

28 Aralık 2011 Roboski Katliamı.

Emri verenler, failler, yetki ve sorumluluk sahibi olanlar yargı önünde hesap vermediler.

Adil, objektif, tarafsız ve etkili bir soruşturma yürütülmedi. Yürütülen işlemler, mağdurlar ve kamuoyu denetimine açık olmadı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığından dosya Genel Kurmay Askeri Savcılığına gönderildi. ‘

‘TSK personeli görev gereklerini yerine getirirken, kaçınılmaz hataya düşmüştür” ve dava açılmasını gerektirecek kanıt bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına  dair ( takipsizlik) karar verilmiş ve bu karara yapılan itiraz da reddedilmiştir.

Dönemin TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, olayda kasten hareket edildiğine dair kanıt bulunamadığını açıklamışsa da dönemin Hava Kuv Kom., Genel Kurmay Başkanı, Milli Savunma, İçişleri Bakanlarını ve Başbakan’ı dinleyememiştir. Çünkü bu şahıslar komisyona ifade vermemişlerdir.

Açık arazide ve silahsız oldukları tesbit edilen, on dokuzu reşit bile olmayan, toplamda 34 yurttaşın katledildiği dosyada tam cezasızlık politikası yine ağır basmıştır.

Şeffaflık yok, denetlenebilirlik yok, hesap verilebilirlik yok, hukuk devleti  yok. Utanç günü, kara bir leke olarak yerini aldı Roboski Katliamı.

Bugün dokuzuncu yıl dönümü.

Ailelerin acısı her yıl daha da artmaktadır.

“Kast yok”, “Olay, operasyon kazasıdır “, “TSK, bir rutini yerine getirmiştir”, “Kaçınılmaz hata” yorumlarıyla yıllar geçmiş, üstünün kapatılması ve sorumluların ceza almaması esas alınmıştır.

Yani 68 yıl sonra da ülkeyi yönetenlerin, zihniyet ve uygulamalarında değişiklik olmadığı gün gibi ortadadır.

O zaman uydurma bir raporla 33 kurşun, şimdi ise sadece bir görüntüyle dört bomba…

Sorumlular mutlaka bir gün hesap verecekler.

Saygılarımla.

Av. Mengücek Gazi Çıtırık

 bizeulasin1

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
whatsappl
twittan