Üniversiteli seks hikayeleri - Cepten sikiş - Ataşehir escort

Kıymetini bilelim başka Cumhuriyet yok... -Tanık Gazetesi I Hayata, Olaylara Tanık

29 Kasım 2020 - 04:53
kayseri escort bayan kayseri escort gaziantep escort bayan escort gaziantep kayseri escort kayseri escort bakırköy escort pendik rus escort avcılar escort

Kıymetini bilelim başka Cumhuriyet yok…

Kıymetini bilelim başka Cumhuriyet yok…
Son Güncelleme :

29 Ekim 2020 - 9:39

 sayfadalogoil

Zorluk ve yokluk içinde kurtuluş mücadelesini tamamlayan Mustafa Kemal, Cumhuriyet yönetimini kafasına koymuştu. İçinde bulunduğumuz çıkmazı aşmanın tek yolu var: Meclis, saltanat ile hilafeti ayıran bir kanun çıkarsın. Saltanatı kaldırıp, Vahdettin’i sürelim.” Her şey Mustafa Kemal’in 30 Ekim 1922’de Meclis kürsüsünden yaptığı bu konuşmayla başladı. Hayır, başlamadı; Atatürk’ün daha 1919 Mayıs’ında İstanbul’dan Samsun’a giderken kafasına koyduğu hedef ilk kez o gün Türk ve dünya kamuoyuna açıklanmıştı.

Bu çağrı üstüne Mustafa Kemal’in “Bir gün padişahlığını ilan edeceği” kuşkusu taşıyan Rıza Nur hemen önergeyi hazırladı. 81 milletvekili imzaladı. Atatürk, 80’inci imzaydı. Önergenin havale edildiği 23 üyeli komisyon uzun tartışmalara dalınca Mustafa Kemal söz aldı: “Mesele zaten emrivaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu mutlaka olacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.” Tartışma bitti. O gün, 1 Kasım 1922’de “Osmanlı İmparatorluğu’nun inkıraz bulup TBMM Hükümeti teşekkül ettiğine dair heyet-i umumiye kararı” yayınlandı. Bir yıl sonra, 29 Ekim 1923’te Atatürk’ün ifadesiyle “Emrivaki olmuş hakikatin adı konuldu: “Türkiye devleti, cumhuriyettir.” Böylece “Türk modernleşmesi” denilen bir çığır açılıyordu: Tebaadan yurttaşlığa, ümmetten ulusa geçmek. O güne kadar aşağılayıcı bir sıfat olarak kullanılan ve “Alt milliyet” olarak değerlendirilen “Türk” sözcüğü, gururlu bir kimliğin tanımına dönüşüyordu.

Rönesans, reform, devrim

Daha sonra peş peşe gelen inkılaplarla o dönemde Magrip’ten Japonya’ya kadar uzanan coğrafyada cumhuriyet rejimine sahip ilk ulus devlet yaratıldı. Ve devlet “Kutsal üçleme” üstünde yükseldi: Özgürlük, eşitlik, laiklik.

Yaratılan ulus devletinin  çimentosu milliyetçilikti. Ancak Atatürk milliyetçiliğinin, dönemin Avrupa milliyetçiliğinden köklü bir farkı vardı: Yayılmacılığa şiddetle karşıydı. Emperyalist milliyetçiliği reddediyordu. Atatürk’ün “Yurtta sulh cihanda sulh” vecizesi İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra çok daha iyi anlaşılacak ve 1945’te BM Şartı’nın ruhunu oluşturacaktı.

Toynbee, Atatürk devrimini “Tarihin gerçek teorisini inşa etmeyi amaçlayan bir sistem” diye değerlendiriyor. Atatürk’ün biyografisini de yazmış olan Benoist Mechin ise şöyle diyor:

“O, Cromwell, Robespierre ya da Lenin gibi büyük devrimcilerin asla cesaret edemedikleri hedeflere yürüdü ve ulaştı.”

baspedala799 siteduy

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
twittan facetan