"Mavi Gözlü Dev" ile Moskova'da Buluşma - Tanık GazetesiTanık Gazetesi

7 Mayıs 2021 - 01:24

“Mavi Gözlü Dev” ile Moskova’da Buluşma

“Mavi Gözlü Dev” ile Moskova’da Buluşma
Son Güncelleme :

20 Eylül 2015 - 23:20

Moskova’ya iki günlük kısa ziyaretimde iki olmazsa olmazım var. Birincisi Kızıl Meydan’ı gezmek, ikincisi ise mavi gözlü dev adamla bulıuşmak. Sabah uyanır uyanmaz ilk iş olarak kaldığım otelin yakınındaki Lubyanka istasyonundan metro’ya binerek Nazım Hikmet’in mezarını ziyarete gitmeye karar veriyorum. Bir sonraki istasyon kızıl meydanın olduğu Okhotny Ryad istasyonu bu istasyon İstasyon 15 Mayıs 1935 tarihinde ilk metro hattının bir parçası olarak açılmış. Siyasi değişimlere göre sıklıkla ismi değiştirilmiş. İlk 20 yıl Okhotny Ryad ismini taşıyan istasyon daha sonra Stalin döneminde önemli yönetim ve parti görevlerinde bulunan Sovyetler Birliği Komünist Partisi  yöneticisi Lazar Kaganoviç onuruna 1955 yılında Imeni Kaganovicha olarak değiştirilmiş. Kruşçev’in Stalin dönemine ilişkin eleştiri kampanyasını başlattığı şubat 1956 Sovyetler Birliği Komünist Partisi XX. Kongresi’nin ardından Kruşçev’i yönetimden uzaklaştırmayı amaçlayan parti içi muhalefet grubu içinde yer alınca Krusçev metronun adını tekrar  Okhotny Ryad olarak tekrar değiştirmiş.  4 Yıl sonra 1961 yılında, Moskova’da birçok sokakların yeniden adlandırma çalışması esnasında bu istasyon Karl Marx’ın onuruna Prospekt Marksa adını alsada  5 Haziran 1990 tarihinde tekrar isim değişikliği yapılarak orijinal ismine dönüş yapılmış.

Biblioteka Imeni Lenina (Lenin Kütüphanesi), Kropotkinskaya, Park Kultury, Frunzenskaya istasyonlarından sonra Sportivnaya istasyonunda inerek Nazım’ın mezarının olduğu Novodevichy manastırı mezarlığına gidiyorum. Metrodan çıktıktan sonra sağ tarafa dönerek yaklaşık 100 metre sonra Novodevichy mezarlığının önünde kendinizi buluyorsunuz.

mini-20150907_101438 mini-20150907_101535

Mezarlığın içine girdiğiniz anda buranın sıradan bir yer olmadığını hemen anlıyorsunuz. Mezarlık, ilk andan itibaren hayatım boyunca böyle bir mezarlık görmediğimden beni şaşkına çeviriyor, 1524 yılında III. Vasile tarafından yaptırılan, Novodeviçi Manastırının mezarlığı zamanla tüm tanınmış devlet adamları, sanatçılar ve halk kahramanlarının gömülü olduğu bir mezarlık haline gelmiş, adeta Rus tarihinin heykeller ve resimler ile anlatıldığı bir açık hava müzesi gibi. İnanılmaz farklı ve bakımlı. Hafif hafif yağmur yağıyor ve bir yandan işçiler mezarlıkta ince yağmura rağmen sessizce çalışmaya devam ediyorlar. Böyle bir mezarlıkta mezar taşları ve dinsel simgeler beklersiniz, haç göreceğinizi düşünürsünüz ancak öyle olmuyor. Her yer heykel birbirinden farklı benzersiz binlerce heykel karşınızda ve yemyeşil bir alan.

mini-20150907_101817 mini-20150907_101945

Kapının hemen girişinde yer alan plan üzerinde, en tanınmış kişilerin mezarlarının bulunduğu yerlerin numaralanarak gösterilmiş olduğu listede kiril alfabesiyle biraz boğuşarak Nazım’ ın mezarının yerini öğreniyor ve oraya doğru ilerliyorum. Mezarlığa girişten itibaren dümdüz giderek Rusya bayrağı renkleri taşıyan bir anıt gördüğünüzde ki bu Boris yeltsin’in anıt mezarıdır hemen soluna döndüğünüzde kolayca Nazım’ın mezarına ulaşabilirsiniz.

mini-20150907_103855

mini-20150907_103734
Mezarlığa gelince; önünde çiçekler, yağmur da ıslanmış ve yırtılmaya yüz tutmuş ziyaretçi notları ile karşılaşıyorum. Beynimin içinde sürekli aynı dizeler dönüyor.

Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni.
Hasan beyin vurdurduğu
ırgat Osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.
Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.
Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun,
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
Ama bu türküleri söylemişim ben
daha onlar düzülmeden,
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.
Benim sessiz komşulara gelince,
şehit Ayşe’yle ırgat Osman
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki de farkında bile olmadan.
Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
– öyle gibi de görünüyor –
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani…

1953, 27 Nisan
Barviha Sanatoryumu

‘Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni ve de uyarına gelirse, tepemde bir de çınar olursa taş maş da istemez hani…’

Maalesef vasiyetini bizler yerine getiremedik ama adeta vasiyetindeki gibi bir ağaç gölgesi altında, sevdiği Vera ile yan yana yatıyor. Nazım, Anadolu’ da bir köy mezarlığında Hasan beyin vurdurduğu Irgat Osman ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp, kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe ile yan yana yatmayı vasiyet etmişti ama olmadı. Garipliğe bakın ki Nazım’ın komşuları birbirinden ünlü siyasetçi, edebiyatçı ve bilim insanları olmuş. Nazım’ın ünlü komşuları arasında Gorbaçov’un eşi Raiza’nın ve Stalin’in eşi Nadya , sscb liderlerinden Kurusçev, Rusya Devlet Başkanlarından Yeltsin,  yazarlardan Gogol, Çehov, Mayakovski, İlya Ehrenburg, Bolşevik liderleri ve sayısısız çok nişanlı generaller, Rus yapımı uçak modellerine adı verilen generaller İlyuşin ve Tupolev ,  Moskova’nın en geniş koleksiyona sahip müzelerinden birini kuran Tretyakov,  bestecilerden Prokofiyev ve Şoştakoviç ve çok sayıda biliminsanı bulunuyor. Nazım bu şöhretler arasında en dikkat çeken isimlerden bir tanesi  ve hepsi UNESCO tescilli dünya mirası olan  Novodeviçi’de ebedi yerlerini almışlar.

mini-20150907_102156 mini-20150907_102804

Nazım ve eşi Vera ile buluşmamızda ince ince yağmur yağıyor. Mezarın başında Türkiye’den gelen ziyaretçiler bazı notlar yazmışlar. Yağmurun ekisiyle bu notlar parçalanmaya başlamış. Ona yazılan notları okumadan edemiyorum. Erdi Şencan, Lütfiye Pehlivan 01.09.2015 memleketinden imzası ile Nazım’ın

“yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı” dizelerini paylaşmış.

mini-20150907_103032
Yağmurun parçaladığı bir başka kağıt 5 Eylül 2015 tarihli ve Semra tarafından yazılmış. Ustam diye başlıyor satırlar “ayıp, bizim ayıbımız. Vasiyetini yerine getiremedik. Memleketim dediğin memleket ne senin ne bizim. Dört tarafı fırsatçılar işgal etti. Çocuklar öldürülmesin şekerde yiyebilsinler diyeli 59 yıl oldu. Hala ölüyor çocuklar ustam. Sen bizi güzel günlere inandırdın. Seni bağrına basan bu topraklarda rahat uyu ustam. Elbet bir gün güneşli bir gün çalarız. Elbet sağırlar duyar, körler görür, dilsizler konuşur, diyetler ödenir” diye yazmış ..İşte o zaman diye devam eden satırlar yağmurun yırttığı kağıtta belli ki o zaman sende yurduna kavuşursun sözcükleri ile bitiyor.

mini-20150907_103045
Bir başka kağıtta 4 Eylül 2015 tarihi taşıyor ve Melih, Yasin ve Yılmaz “ Sen aşık olduğun topraklara gelemedin, biz sana geldik” diye yazmışlar..

mini-20150907_103055
Kalender, büyük harflerle “ Nazım Usta, Sakın Türkiye’ye dönme, Anadolu’da ne bir ceviz ağacı, nede gölgesi kaldı…Orada kin ve nefret var. Umarım bir gün barış gelir ve senin ruhun rahat eder” diye yazmış.

mini-20150907_103105
Üzeri çamur parçaları ile dolmakta olan kâğıtta ise “Hani derler ya, ben sensiz yaşayamam, diye. Ben onlardan değilim. Ben sensiz de yaşarım; ama seninle bir başka yaşarım.” yazıyor.

mini-20150907_103135
Zeynep Rana’nın Nazım Hikmete olan sevgisini ve Anadolu’da olma arzusunu şu sözlerle ifade etmiş.“ Keşke burada Moskova’da değil de Anadolu’nun bir yerinde olsaydın. Olsaydın ki seni seven, sana âşık insanlar başında nöbet tutsaydı. Sevgilerimizle”

mini-20150907_103234
06-09-2015 tarihli bir başka kâğıtta ise “ Sevgili Nazım Usta bu Moskova’ya ilk gelişimiz. Bu gömüldüğün yer çok güzel. Sevdiğin kadında yanında. Geçen hafta Kaş’ta meyhane duvarında Vera ile resimlerinizi gördük. Çok güzeldiniz.”

mini-20150907_103241

4 Eylül 2015 Timur Ö, Nazım’ın
“Yine görüşürüz dostlarım benim yine görüşürüz…
Beraber güneşe güler, beraber dövüşürüz…
Mısralarının yazıp Unutmadık, Unutmayacağız, Unutturmayacağız,
Ruhun şad olsun ey gönlü büyük fikirleri büyük, kendi büyük
Yoldaşım, kardeşim yol gösterenim.
Saygılarımla

mini-20150907_103256b

Rahmi ve Atike Aydoğdu’dan “selam ve dua ile huzur içinde yat Nazım” mesajı ve çiçeği ile Türkiye insanının Nazımla buluşmasına tanıklık ediyoruz. Vatandaşlıktan çıkarmakla bu mavi gözlü dev adam gönüllerden çıkmamıştı.

mini-20150907_103312
Yerde duran bir atkı ve iki tarafına tutturulmuş iki not görüyorum. Yağmurun etkisiyle yavaş yavaş parçalanıyor notlar. Atkıda ise çarşı yazıyor. Gülümsüyorum, atkıyı tekrar mezara güzel bir şekilde yerleştiriyorum. Başkaları da görsün, gülümseyebilsin. Nazım’ ın uzak ülkesinde binlerce yüreğin onunla olduğunu hissedebilsin diye…

mini-20150907_102854

mini-20150907_103456
Nazım’ın mezarında yanı başında son aşkı ve eşi Vera’nın mezarı bulunuyor. Vera’yı “Saçları saman sarısı, kirpikleri mavi, kırmızı dolgun dudaklı” diye tarif eder. Vera Nazım’dan otuz yaş küçüktür. Evli ve bir de çocuğu vardır. Sonunda Nazım Hikmet Vera’sına kavuşur ve evlenirler.
Son Şiirini de Vera’ya yazmıştır.
“Gelsene dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana
Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm.”

3 Haziran 1963 günü hayatını kaybeder. Vera Nazım’dan sonra kimseyle evlenmez. Vera, Moskova’daki küçük bir Anadolu evi gibi döşediği, duvarlarında Nazım fotoğraflarıyla donatılmış evinde anılarıyla yaşayarak geçirdi ve 2001 de ölür.

Vera’nın külleri kızı Anna’nın ellerinde bir Vazo’da vasiyet ettiği gibi Nazım’ın kalp hizasına gömülür. ‘’Küllerim bir battaniye gibi Nazım’ın üzerine serilsin’’ diyen Vera artık Nazım’ına kavuşmuştur.

mini-20150907_103212
Artık ziyaretin sonuna geliyorum. Ayaklarım, Nazım ve Vera’dan bir türlü ayrılamıyor. Dönüp dönüp bakıyorum, içim sızlıyor. Siz hiç sevdiğiniz birini bırakıp giderken ardından acı hissettiniz mi? Öylesine bir duygu…
O vatanından, biz ondan uzak. Yattığı mezarlıkta misafir olduğu toplumun tüm saygınlığını kazandığını hissediyorsunuz. Ancak eksik bir şey var. Sanki huzura ermemiş bir ebedi istirahat… Sanki kapanmamış bir defter. Sanki memleketinden onu ziyaret edenlerin ardından mahzun bakıyor. Sessiz sessiz bir çığlık yükseliyor.
Sanki Anadolu’ da bir ağaç altı, hala onun geleceği günü bekliyor…

İsmail Güneş

6 Eylül 2015

Moskova..

 bizeulasin1

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
whatsappl  chpemek
twittan facetan