TENCERE DİBİN KARA, SENİN Kİ BENDEN KARA - Tanık GazetesiTanık Gazetesi

7 Mayıs 2021 - 00:15

TENCERE DİBİN KARA, SENİN Kİ BENDEN KARA

TENCERE DİBİN KARA, SENİN Kİ BENDEN KARA
Son Güncelleme :

01 Aralık 2015 - 14:40

Putin, düşürülen Rus uçağıyla ilgili “Türkiye, İŞİD petrolü için vurdu” dedi. Bu uluslararası diplomatik nezaketi aşan ve ciddi bir suçlamaydı. Bu konuda Türkiye’den sert tepki bekleyenler Erdoğan’ın  “Eğer böyle bir belge varsa ortaya koysunlar. İspat edildiği anda ben bu makamda durmam” demesine şaşırdılar.  Aslında Erdoğan’ın ispatı mümkün olsa bile istifa etmeyeceği konusunda hemen herkes hem fikir. Buna rağmen Erdoğan’ın tepkisinde bu ifadenin yer alması ikna’dan daha çok krizin tırmanması ile beraber tüm dünya’da gözlerinin Türkiye’ye ve Erdoğan’a dönmesinin bir sonucudur. Gelişmeler Erdoğan’ı köşeye sıkıştırınca ve dünya iddialar karşısında anlamlı ve ikna edici açıklama beklerken bu açıklama ile olay Erdoğan’ın kişiselleşmiş savunmasına dönüştü. Erdoğan iç siyasette daha önce muhalefete karşı kullandığı yöntemi bu kez “ispat edildiği anda, ben bu makamda durmam, ama sen o makamda durur musun?” diyerek Putin’e karşı kullandı. Erdoğan’ın “Bilgim dâhilinde böyle bir şey bugüne kadar olmamıştır. Bugüne kadar yasal yollardan petrol almışızdır” demesi üzerindeki şüpheleri dünya kamuoyunda artırmıştır. Diplomasi bu tür basit söylemlerin ötesinde bir dil barındırır ve yöntemleri daha etkin ve karmaşıktır. Dolayısı ile her iki liderde henüz sokak jargonundan diplomatik dile henüz gelemediler.

Ancak bu kısır çekişme Türkiye açısından daha büyük bir tehlike barındırıyor.  Olayın seyri sınır ihlali nedeniyle uçak düşürmeden uluslararası arenada Türkiye’nin ISID destekçisi olup olmadığının tartışılmasına doğru hızla kayıyor. İkili polemikler ve verilen cevaplar uçak olayını unuttururken bir süre sonra gündemin ana maddesi Türkiye-IŞID İlişkisi haline gelebilir. Rusya yakında savlarını güçlendirmek için sınırda yapılan kaçakçılık ile ilgili bilgi ve belge sunmayı isteyecektir. Bu kadar ciddi söylemi destekleyecek görüntüler olmadan olayın  havada kalacağını bilen Rusya yakında uydudan veya sahadan elde ettiği Türk tırları tarafından yapılan taşıma, insan ve hayvanlarla yapılan kaçakçılık veya  ilkel boru hattı görüntülerini dünya ile paylaşacak veya basına servis edecektir. Türkiye ise bunların münferit olaylar olduğunu sınırın uzunluğu nedeniyle kontrolün her an mümkün olmadığını ve bu tür olayların devlet desteğiyle yapılmadığını, Türkiye’nin dün olduğu gibi bugünde etkin mücadelesine devam edeceğini söyleyecektir.

Ancak gerçek şudur 2011 Yılından bu yana Türkiye önce isyancı ya da özgür Suriye ordusu denilen gruplarla kaçak yakıt ticareti yapmıştır. Özgür Suriye Ordusu söylemleri yerini  İSID’e bıraksa da olayın bu boyutu değişmemiştir. Bu iddialar The Gurdian gazetesinde de yer bulmuş ve Türk işadamları ile cihadistler arasında ekonomik işbirliği anlaşması var. Buna göre haftada 10 milyon dolar ‘savaş kazasından’ gelir elde ediliyor denilmiştir. Bild gazetesi ise Türkiye’nin İslamcı gruplarla ilişkisinin şeffaf olmadığa ve teröristlerin Suriye’ye geçmesine sınırda izin verildiğini iddia etmişti . Yine İngiliz The Observer gazetesinde, Türkiye’nin IŞİD’e, yasadışı petrol ticareti konusunda kolaylık sağladığına ilişkin belgelerin ABD’nin elinde olduğu iddiası olan bir makale yer aldı. OECD bünyesindeki Karapara Aklamayla Mücadele Grubu FATF’in hazırladığı bir raporda IŞİD’in petrol sahalarını ele geçirmesinin ardından, Irak ve Suriye sınırında yedi Türk ilinde saptanan kaçak petrolün, 2014 yazı itibarıyla 20 milyon litreye ulaştığı belirtildi. Buna benzer yüzlerce iddia, bilgi ve belge uluslararası kurumların arşivine girmiş durumda. Türkiye’nin bu konudaki tutumu giderek Türkiye’yi uluslararası alanda yalnızlaştırıyor.  Köşeye sıkışan Türkiye adeta Amerikan isteklerine evet diyerek dünya’da yalnızlığına karşı tutunacak bir dal aramaya başlıyor.

2013 Yılında Türkiye’nin bölgede kaçak petrol alımında en önde gelenlerden olduğunu yazdığımda bazı çevrelerden tepki almıştım. Bugün de durum değişmedi. Ancak bilinmesi gereken bir başka nokta daha var.  Bölgede IŞID Petrolünün tek alıcısı Türkiye değildir. Ürdün, Lübnan, Irak, Kuzey Irak Kürt yönetimi, İran hatta savaş koşullarında sıkıştığında Suriye Esat yönetimi bile aracılarla bu Petrolun ve yağın alıcısı olmuştur.  Kuzey Irak Kürt yönetimi İSID Ticaretinde en az Türkiye kadar kilit rol oynamaktadır. IŞID’ sağlanan malzeme, lüks araçlarının teminine aracılıkta, Petrol pazarlanmasında aracılık eden kişi ve firmaların Kuzey Irak yönetimi ile ilgisi yakından incelenmelidir.

Bölgede savaşan ve komşu olan her taraf bu illegal ticaretin parçası olmuştur. Kara altın, savaştan medet uman herkesin eline, yüzüne karalar çalmıştır. Tüm bu kirlenmişlik ve karanlık ilişkiler ağı içerinde herkes kendinin kara olmadığını ispata çalışmak için kendi kamuoylarını ikna edecek yalanlarla oyalamaktadır.

 

 bizeulasin1

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
whatsappl  chpemek
twittan facetan