SON DAKİKA

Tanık Gazetesi

 width=

YİNE Mİ GELDİN 14 MART, NİYE GELDİN 14 MART?

YİNE Mİ GELDİN 14 MART, NİYE GELDİN 14 MART?
14 Mart 2018 - 14:57

14 MART Tıp Bayramı.

Her 14 Mart’ta benim içimi bir hüzün kaplar.

Oysa bayram olması gerekir. Adı öyle ya..

Başka hekim arkadaşlarımı bilmem ama ben kendi yaşadıklarımı biliyorum.

Bugün içimden eteğimdeki taşları dökmek geldi.

Geçmişe şöyle bir yolculuk yapalım..

Tıp fakültesini kazanmak için çok iyi bir puan almanız gerekir. Bunun içinde tabi çok çalışmanız. Burayı geçtik tıp fakültesini kazandık.

Hayatınızın baharı dediğimiz yaşlarda sınav sınav sınav …. bitmez. Tabi ders çalış, ders çalış… zaten tıp fakültesi 6 yıl bir de sınavda kalırsan daha da uzar, hiç gerek yok. Sen dersine çalış. Diğer üniversite bölümleri kırlarda, çimenlerde, konserlerde, tıp fakültesi okuyanlar kütüphaneye.

Hep kendi kendime derdim şu sınavlar bitsin ben de konsere gideceğim. Sınavlar hiç bitmedi.

Burayı da geçelim zorda olsa 6 yıl geçti.

Birde uzmanlık sınavı var. Sıra ona geldi. Uzmanlık sınavı çok zor, kitapların okumadığın yerinin kalmaması gerekiyor.

Dershanesi her yerde yok.

Adana’nın sıcağında (klima yok) kı…mdan ter aka aka sabahın 5’inden akşam 24’e kadar çalış, çalış, çalış …

Bir de kazanamasam stresi, hayatımız buna endeksli.

Ölüm kalım meselesi.

Sonunda çalışan kazanır, emeklerin karşılığını aldım Eskişehir kadın doğum bölümünü kazanmıştım. Evde bir bayram havası.

Eskişehir çok güzel bir şehir ama 36 saat çalışıyorsunuz, 24 saat dönüyor, ertesi akşam 7 ye kadar zaten halin kalmıyor, Eskişehir’in güzellikleri senin neyine. 15 saat nöbet , evine gün aşırı sadece uyumaya gidebiliyorsun. Gece nöbetlerde bacaklarımın kasıldığını unutmuyorum. Bir de çömez olduğun için hocanın angarya işleri sana verilir. Gece hastaya mı bakacaksın hocanın işlerini mi yapacaksın kaç parçaya bölünmen gerek bilemezsin.

Her sabah işime ağlayarak gittiğimi hatırlıyorum.

Hocaların ve senin kıdemlilerinin kötü muamelesi bir yana, maaş yok, iş çok, mesleki tatmin yok. Beni mutlu eden tek şey yeni doğmuş bir bebeği kucağıma almam, ona ilk defa ben sarılıyor olmamdı.

Erkek olan meslektaşların ( doktor da olsa erkek) baskısı, hoca baskısı ( şimdilerde mobing) çok sevdiğim ve ne zorluklarla kazandığım mesleğimden istifa etmeme sebep oldu.

İstifa dilekçemi verirken sevgili Prf.Dr. Sinan Özalp bana ‘sen zaten hiçbir şey yapmadın ki’ demesi öldürücü darbeydi.

Hala unutmam.

2 yıl boyunca 15 nöbet , 36 saat çalışma sonrasında bana söylenen ‘’sen hiçbir şey yapmadın’’.

Emekleriniz bir paçavra gibi sizi hiç tanımayan biri tarafından bir köşeye savruldu.

Yazık ! bunu yapanlar insanın önemli olduğunu söyleyen çok sevgili hocalarımız . Ben neydim acaba ! paspas! uygundur. Çok sevdiğim o bebekleri kucaklama duygusundan mahrum bırakılmıştım, baskılara dayanamamıştım. Yıldırma politikalarının kurbanı olmuştum.

Peki bunu da geçelim yola devam..

Eeee napacağız!

Tekrar sil baştan, o çok zor dediğimiz uzmanlık sınavına tekrar hazırlan. Elde var sıfır.

Artık akıllandık, yine çok çalıştık , bu arada 1 yıl sınava hazırlan, kadın doğum asistanlığında 2 yıl , tekrar çalış bir 2 yıl daha, toplamda 5 yıl gitti mi çöpe.

Geçmiş olsun.

Haybeye gitti .

Sonunda iç hastalıkları bölümünü kazandık. 2013 yılında sonunda uzmanlığımı aldım. Çok şükür.

Bu benim yaşadıklarımın sadece kısa bir özeti .Anlattıklarım yaşadıklarımın binde biri değil. Bir çok meslektaşım benzer sorunlarla karşı karşıya kalıyor.

Tıp fakültesini kazanmak, okumak, bitirdikten sonra bir de uzmanlık sınavını kazanmak, sonrasında mecburi hizmet her yiğidin harcı değil. Hekimlerin ne çektiğini bir anaları , bir kendi meslektaşları, bir de kendileri bilir.

Sevgili hocalarımız bir zamanlar kendilerinin de öğrenci olduklarını, aynı sıkıntıları kendilerinin de çektiklerini ne çabuk unuttular.

Gencecik insanlar yoğun çalışma koşulları baskılar nedeniyle intihar etti.

Bunda kimse kendine pay biçmedi. Şapkasını önüne koyup bu yanlışları düzeltelim demedi.

Canım arkadaşım Melike Erdem sistem kurbanı olan gözümün önünde kaybettiğim mükemmel hekim ve insan gencecik yaşında bizim saramadığımız Melike, kara toprağa sarıldı.

Ağır çalışma koşulları ve baskılar nedeniyle nice genç , yetenekli, insan sevgisi ile dolu hekimlerimiz intihar etti.

Peki!

Yıllarca ne emekler verilerek yetişen hekimler, elleri öpülesi, şifa veren bedenler, hastaları tarafından öldürüldü. Hiç sebepsiz anlamsız bir şekilde.

Suçları neydi ???

Çok çalışmak mı?

Anasına babasına hayırlı evlat olmak mı?

Vatan toprakları için de milleti için faydalı olmak mı?

Hastaya can vermek mi?

Hangisi?

Bilemedim. Yaşam ve ölüm arasında kıldan ince bir çizgi vardır.

Hekim o çizgide elinizden tutan ,sizi sımsıkı kavrayıp bırakmayan kişidir. O nokta da yeri gelir anneniz istese yardım edemez. Sadece hekim! tıp fakülteleri torpille tanıdıkla geçilmez. Her hekim alnın teriyle, tırnaklarıyla kazıyarak o makamı hak eder.

Bu arada hekimlerin hiçbir yeri ağrımaz, hiç kimse senin bir derdin var mı? Bir sıkıntın var mı? diye sormaz . Çünkü hekim hep güçlüdür. Hep veren taraftır.

Hekim hastalanmaz .

Hekimler sağlık yönünden kendini en çok ihmal eden gruptur.

Sağlık sorunu için yanında çalışan hekim arkadaşına gitmez. En çok sigara içen meslek grubudur. ‘Allah’ım şimdi ben bu hastaya ne yapsam da şifa olur’ diye kendini harcar.

Hekim, hastası öldürmezse ölemez, emekli olamaz.

Bunlara hakkı yoktur.

Şimdi yeni sistem bir de ‘performans’ var.

Bu sistem hekime mi ceza hastaya mı ceza anlayamadım?

Bu emeklerin, geçen yılların bir karşılığı var mıdır?

Mesleğini sevmeyen bir hekim bu kadar eziyete katlanır mı?

Günün sorusu: bir daha dünyaya gelseniz hekim olur musunuz ?

O günün koşullarında evet, ama cerrah olmak ayrı bir güzellik , sanırım şimdi ki gücüm ( maddi , manevi) olsa kadın doğum uzmanı olurdum.

Çocuğunuzun doktor olmasını ister misiniz ? hayır istemem , sanatla uğraşmasını , sanatçı veya yazar olmasını isterim.

Gelecek nesillere doktorluk mesleğini tavsiye eder misiniz?

Türkiye koşullarında hekim olmak çok zor .

Uzun, zor ve zahmetli bir yol.

Bu yolda yürümek istiyorsanız, mücadeleye hazırsanız, bedenen ve zihnen kendinizi güçlü hissediyorsanız , hekim olun . Çünkü şifa verdiğinizdeki hastanın yüzünde gördüğünüz gülümseme paha biçilemez .

Hepinize sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.

 

 losevy geziblog 0bulut1
 face0 twitter0 rekban” width=
Mustafa ÖzgürYAZARLAR
UZAKLARIN BAYRAMI…
Mustafa ÖzgürYAZARLAR
KENDİ YALANINI GERÇEK ZANNETMEK!
Mustafa ÖzgürPOLİTİKAYAZARLAR
 CHP SEYHAN ADAYI KİM OLACAK?
Mustafa ÖzgürPOLİTİKAYAZARLAR
CHP ADANA’DA ‘BARUT’ KOKUSU YAYILIYOR…

Türkiye ve Adana'dan hayata ve yaşama tanıklık ettiğimiz haberleri bulacağınız haber portalımızdaki yayınlar kaynak gösterilmeksizin kullanılamaz.